"Müzik beynimi düşünmekten alıkoyuyor genelde. Aslında daha fazla düşündürüyor ama istemediğim şeyleri düşündürdüğünden faydalı diye etiketlemek doğru kabul edilebilir. Ruhumun gıdası gerçekten, düşünmek istemediğin şeyin ne olduğunu seçebilme lüksünü sunuyor en azından bana."
Müzik bu fonksiyonunu da kaybetti son zamanlarda, üst üste gelen darbemsi vuruculuktaki olayların beynimde oluşturduğu çınlama müziğin sesini bile duymamı engelliyor. susturmanın birkaç yolu var literatürde onaylanmayan ancak uygulama da herkesin faydalı bulduğu bir yöntem.
Sigaraya da böyle başlamamış mıydım zaten?
11 Mayıs 2012 Cuma
1 Mayıs 2012 Salı
Derinden bir iç yanması.
Lacivert pantolonum, kazağım, kravatım; siyah ayakkabı ve çoraplarımla bugün çimlere, yılların getirdiği dostluğun artık sönmüş olduğunu hissettiğim yere oturmakta hem "Sharp dressed man" olayından hem de parçalara ayırdığım dostluğumuzun acısından olsa gerek itiraf edeyim zorlandım. Hayatımın en ciddi sigarasını da bu vesile ile içtim sanırım. Önemi olduğunu düşünüyor muyum? Tabiki hayır. Önemi olmaması benim bunu tercih etmiş olmamdan ötürü meydana geldi. Tercihlerimin sonucuna katlanacak kadar Mert bir adam mıyım? Sanılır ki hayır ama evet! Yapamayacağın birşey için atar yapmayacaksın en basitinden, anasına sövmeyeceksin kimsenin ya da kendini tanrının yerine koyarmış gibi cümleler sarf etmeyeceksin, Mert isen söyleyecek ve yapacaksın da. Nitekim ben de öyle yaptım. Acımadı mı? acıdı. Aldığım böyle birkaç karar var canımı acıtan ama beni gocundurmayan. Her eskisinin yerine yenisi bulunur diyemesem de sonuç olarak bu eski kişilerde bir zamanlar yeniydi demekten kendimi alamıyorum. Kendimde o gücü hissetmiyor oluşum, onu yapmayacağım anlamına gelmez her daim. "Derinden bir iç yanması" sendromu ve ben karşınızda.
Arkadaşımın "büyümek nedir?" sorusunun cevabını veriş şeklime bakarsak, bazen insan dostlarını özlemekte :)
Arkadaşımın "büyümek nedir?" sorusunun cevabını veriş şeklime bakarsak, bazen insan dostlarını özlemekte :)
""bütün gün oturup kalkıp sohbet muhbbet eden
ders notu paylaşan
yemek yiyen
gezip eğlenen
para harcayan
içkilerini paylaşan
bazen ortak şeylere kahkalar atan
birbirlerinin yanındayken durmadan gülen
neşesini kaybetmeyen insanlar
Dost olarak nitelendirilir şu devirde,
halbuki bu algı bir yanılgıdan ibarettir..
Dostluk fiziksel bağların ötesinde
maddesel çok şeyden arınmış,
özel bir kıvama sahiptir.
Açmak gerekirse
bazen ev arkadaşın, tüm gün, tüm yıl takıldığın hatun kimlik
bazen sevgilin,aşık olduğun o süper insan bile
senin gözlerinde yaşlar olduğunu
gözlerini boşver bazen kalbinin ağladığını hissettiğinde
seninle o duyguyu paylaşamayabilir.
Ancak bir dost senin ağlayan kalbinin sesini belki binlerce kilometre
öteden duyabilir
ve kalbinin ağlarken çıkardığı o çığlık sesi
dostunun başka herşeyi bırakıp
seninle ilgilenmesine sebeb olur.
Uzun lafın kısası, hayatta bikaç bişi birkaç kişi dışında hiçbir ibineye, hiçbir söze, hiçbir nesneye
bağlanılmaz
güvenilemz
bu uzun lafın kısası bölümü = BÜYÜMEK. ""
22 Nisan 2012 Pazar
Şarkıların sana çalması Sendromu.
Söyleyecek pek birşey yok şimdilik. Önceden çok söyleyen olmuş söylenilebilecekleri... Eskişehir'e gitmekte yaramadı bu aralar...
Bknz:
Bknz:
14 Nisan 2012 Cumartesi
içimden geldiği gibi.
Bugün yağmur yağıyordu, Dilara'nın gözlerinde, Arif'in beyninde, annemin yastığında, benimse kalbimde. Bilmediğiniz bir anda karşınıza çıkabilecek ihtimali beklersiniz hep. Arkadaşım bugün bana şunu dedi :"insanlar seni çok özledim dediklerinde, "ben de." demeni beklemez, beklemedikleri bir anda karşına çıkmalarını bekler.". oturdum ve doğruluğunu tasdik ettim resmen. Herkes birşeyleri özlemişti etrafımda, geçmişe olan bağlılıkları artmış, yılların verdiği alışkanlıklardan kopuyor olmanın, kopmuş olmanın üzüntülerini yaşıyorlardı. Şekerli çayımdan bir yudum aldım ve beynime giden glikoz, ardından gittiğim pisuvardaki Türk aklıyla birleşince bir ışık gördüm, inandım bir an, inkişaf etti birşeyler. Yağmura baktım, arkamdaki kadını dinledim ve istirdat ettim.
Çatışmacı pradigma ile düşünmeye devam ettim, sigara kullanımına bağlı beyin yetmezliği yaşasam da,buna bağlı her ne kadar "flash" olayım azalsa da, çok hızlı düşündüm, hayatımı karara bağladım. raqdikal denemese de yapılması çok önce gerekli şeyleri yaptım. Uğraştıran şeyleri rafa kaldırdım ve bu hem rafla alakalı hem de kaldırışla alakalı ilk ve son yazım olacak dedim ve olacakta.
İlkokul Türkçe öğretmenim görse gurur duyardı benimle. Haftada bir dersini ayırıp kompozisyon yazdırdığında sınıfta, belki de bu işle uğraşan bir ben olurdum, her seferinde çıkıp okurdum o kıt kelime haznesiyle yaptığım atasözü veya özlü söz yorumlamalarımı ve kadıncağız her seferinde beğenir yazar olmak yazmak hakkında teşvik ederdi beni. Yazar olamadım ama hep yazdım.
Halil abimle bugün bana bir special icat ettik, çok hoş oldu. Ceyhun abiyi uzun zamandır göremesem de görmek istememe zamnlarımı bugün çöpe attığım için görmeye can attığımı bilmesini istedim. Reamon-Super Girl şarkısını dinliyorum, ölen bir insanı anar gibi. Çok şarkı oldu böyle hayatımda birine atfedilmiş,bir olayla bağdaşlaştırılmış. Aynı şarkıyı ikinci kez kullanamayacak olmak kötü her ne kadar milyonlarca şarkı olsa da dünya üzerinde.
Anılarımız yoktu hani, Sarah'nın Chuck'ı unutması gibi unutmuştun beni diye düşünürken aklıma Aydın geldi. Bırak yaşadığımız şehri Aydın'da bile birçok anımız var. Evinin yerini bilen kaç insan var Ankara'da? Gençlik yıllarında takıldığın kafeyi bilen.... Kaç kişiyle bu kadar samimi oldun Ankara'da?
Sonuç olarak;
Sen en zor anlarımda bile hayatına devam etmeyi tercih ettin, tercih sıralamanda ölü tercih olduğumu geçte olsa anladım,kasma. Sen benim şu halimi hiç bilemedin, hiç bilemeyeceksin de artık. Artıklı konuşmak hiç hoşuma gitmese de, insanlarla birşeyleri tamamen bitirmeyi hiç istemesem de, bazı insanlarla birşeyleri tamamen bitirmem gerekiyor. Gömmek lazım. Mezar taşına da "I told you, I was sick" yazmak lazım. Sen sağa ben selamete artık. Hayat ne bekler, ne ben beklerim bu saatten sonra. Kendime yeni bir ben lazım. Ben gibi benim olan biri. Bunlar için de bana şans lazım.)
9 Nisan 2012 Pazartesi
Fate Bender.
Murphy amca "birşeyin olmama ihtimali varsa olmaz" demiş, bilge adam gerçekten.
İnsanlar modernitenin verdiği onca güçle bireyi tanrısallaştırırlar. Bu elin kolun senin olmadığı inancı gibi aslında gerçek gücün de senin olmadığını görmen kadar basittir. Senin arkandaki güç modernitedir ve sen kendini tanrı gibi hissedersin. bilmediğin şey yoktur, google vardır. Bir insan birşey söylediğinde inanmazsın, bing vardır. Kadere bağlanamazsın çünkü sen herşeyin en şifalısını dahi öğrendin ya bir şekilde. Doktorlara güvenmezsin, Doktorum Programı vardır.
İnsani ilişkilerinde de böyle yapmaya başlarsın sonra, karşıdaki ne kadar bilirse bilsin önemi yoktur belki senin için çünkü sen kendi evreninde kendini tanrı gibi hissedersin.
Kaderini kendin çizebilirsin, yaptığın seçimlerle , sarfettiğin onca çabayla belki çalışmlarınla sen kendin için en iyiyi kazanabilirsin. YANLIŞ! Hayır olmayan bir işe dua edilmezmiş derler, hayırlısını kim bilirmiş ki diye soracaksın! Kimse kendini kandırıp "Kader Bükücü"lüğe soyunmasın lütfen. Sayısını söylemeyeceğim kadar ihtimalin oluşabileceği şu evrende iki tane taşın yerini değiştirdim diye, kaderime yön verdim sanmasın insanlar. Elinde olan şeyler yok mu elbetteki var, ama kaderi bükmeye çalışmak anlamsız. Kaderinle dövüşmek mantıklı ama kazanmak zor, bükmek imkansız.
İnsanlar modernitenin verdiği onca güçle bireyi tanrısallaştırırlar. Bu elin kolun senin olmadığı inancı gibi aslında gerçek gücün de senin olmadığını görmen kadar basittir. Senin arkandaki güç modernitedir ve sen kendini tanrı gibi hissedersin. bilmediğin şey yoktur, google vardır. Bir insan birşey söylediğinde inanmazsın, bing vardır. Kadere bağlanamazsın çünkü sen herşeyin en şifalısını dahi öğrendin ya bir şekilde. Doktorlara güvenmezsin, Doktorum Programı vardır.
İnsani ilişkilerinde de böyle yapmaya başlarsın sonra, karşıdaki ne kadar bilirse bilsin önemi yoktur belki senin için çünkü sen kendi evreninde kendini tanrı gibi hissedersin.
Kaderini kendin çizebilirsin, yaptığın seçimlerle , sarfettiğin onca çabayla belki çalışmlarınla sen kendin için en iyiyi kazanabilirsin. YANLIŞ! Hayır olmayan bir işe dua edilmezmiş derler, hayırlısını kim bilirmiş ki diye soracaksın! Kimse kendini kandırıp "Kader Bükücü"lüğe soyunmasın lütfen. Sayısını söylemeyeceğim kadar ihtimalin oluşabileceği şu evrende iki tane taşın yerini değiştirdim diye, kaderime yön verdim sanmasın insanlar. Elinde olan şeyler yok mu elbetteki var, ama kaderi bükmeye çalışmak anlamsız. Kaderinle dövüşmek mantıklı ama kazanmak zor, bükmek imkansız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)